My Precious II

Oh Dude!

| gamzeK | 22-Aralık-2010 Çarşamba
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Nikon D90...

My Precious...

| gamzeK | 30-Aralık-2009 Çarşamba
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Concerto Guitar Rodrigo De Aranjuez

İzliyoruz, dinliyoruz, sakinleşip pamuk gibi bir insan oluyoruz...

| gamzeK | 10-Kasım-2009 Salı
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Ip Man- Wilson Yip (2008)

Hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve bir filmi izlemeden önce nedir ne değildir diye bakmadan başına oturdum. Sadece ismi var "Ip Man" E haliyle aklıma hemen Bilişim sektörüyle ilgili bir şeyler geliyor. Ben kafamda yazıyorum salak salak: Hmm, Ip man (Aypi Men) ip falan dağıtıyor herhalde, sıraya geçelim beyler, 213.74.20.117, 213.74.20.118, 213.74.20.11... falan diye... Film başlar başlamaz, silkinip kendime geldim, baya bildiğin Uzakdoğu filmi bu... Ip Man beni çok fena kekletti ama film şahaneydi, büyüksün Wilson Yip...

Devamını da oku...

| gamzeK | 10-Ocak-2009 Cumartesi
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Passengers- Rodrigo García (2008)

Amanin aman Lost'u mu çekmişler diye merak edip izleyeceğiniz bu film, Lost ile uzaktan yakından alakası olmayan ve benzerlerine bakınca son derece gereksiz kalacak bir yapımdır. Uçak kazasından kurtulan kişilerin yaşadığı travmatik olayları gösterir gibi yapan ama aslında öyle olmayan bir yapım. Sonunda "aaaaaa, vallahi anlamıştım ben" diye şaşırılan bazı filmler vardır. Bu tip filmler başta ilginç gelir, seyirciyi şaşırtır, sonu zınk diye dondurur adamı.
Ce-eee dedirten filmler... Ama, bu filmlerden en az 6-7 tane izlediyseniz, bunu da izleyince fenalıklar geçirirsiniz. Tıpkı bizim gibi...

Devamı da var...

| gamzeK | 08-Ocak-2009 Perşembe
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


While she was out- Susan Montford (2008)

Yönetmeninden oyuncusuna buram buram kadın kokan vasat bir film. Son dönemde yaygınlaşan, ergen çocuk terörü bu filmde de karşımıza çıkıyor. Son yıllarda artık korku unsurları da değişti, şiddetin korkutucu yanı şimdi gençlerle vurgulanmaya çalışılıyor. İyi, tamam hoş da ne gerek var yani şimdi birbirinin aynısı 50 tane film çekmeye... Kim Bassinger nerelerde ya çok özledim ben onu diyen varsa, izleyebilir. Başka bir amacı yok bu filmin.

Devamı da var...

| gamzeK | 08-Ocak-2009 Perşembe
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Einstein and Eddington- Philip Martin (2008)

Philip Martin, adını "Prime Suspect: The Final Act" dizisiyle duyurmuş, ödülü kapmış ve oh be diyebilmiş bir yönetmen... Filmin ismi Einstein olunca, ister istemez dikkat çekiyor. Neymiş ne değilmiş izleyelim görelim dedik. Çok da iyi ettik... Filmi izlemeyenler devamına tıklamasın, feci spoiler var, karışmam...

| gamzeK | 08-Ocak-2009 Perşembe
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Yazmadan duramadım...

Başlarken not: Bu yazı sitenin blog bölümüne yazılmış olup filmlerle hiç bir alakası yoktur. Artık kendimi durduramayacağımı anladım, yazmam lazım bunu.

Yazarlık, cidden şahane bir yetenek. Kafanızda bir senaryo hazırlayıp bunu kağıda, bilgisayar dökümanına, bir yerlere döküyorsunuz. Döktükçe ardı arkası kesilmiyor. Sonunda bir hikaye oluşuyor. (Hikaye derken illa hikaye yazdım anlamında kullanmıyorum burada, sonuçta bir hadise anlatıyorsunuz yani.) Bize öğretilen giriş- gelişme- sonuç diye bir yazım sıralaması vardı hani. Güzel bir giriş yap, gelişmelere gir devam et, sonucu da güzelce bağla, bitir. Tabi yazı yeteneği elbette bundan ibaret değil. Okudukça okuyasınız gelen yazarları düşünün, sadece yazarak film gibi peşinden sürükleyen, çok akıllı hareketlerle okuyucusunu başka diyarlara götürüp, bazen güldüren, bazen tokatlayan, bazen ağlatan, bazen düşündüren yazarları...

Yazarlığın yanısıra bir de köşe yazarları vardır. Köşe yazarı yazdığı yazılarda (günlük-haftalık- aylık herneyse) şaşırtıcı derecede hayran kitlesi yapabilir kendine. Sıkı fanatikleri her gün onu okumadan duramaz, sürekli yazdıklarını ya da o günkü gündem için yaptığı yorumları merak eder. Benim sıkı sıkıya takip ettiğim bir köşe yazarı olmamasına rağmen bazen gerçekten akılcı yazan, köşesini okuduğumda "hmm, olabilir mi acaba?" diye ufkumu açan, gündelik bile olsa konuları ele alışı bakımından saygı duyduğum isimler var. Bunların ismi-cismi-köşesi mühim değil. Anlatmak istediğim de bu değil zaten.

Devamını da okuyun bir...



| gamzeK | 08-Ağustos-2008 Cuma
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------


Zombie Strippers!- Jay Lee (2008)

"Rated R for strong violence and gore, sexuality/nudity and language."

R ratedli, şiddet, küfür, gore, cinsellik, pislik ne ararsanız var diyor yani bu filmde. Zombi temalı, dalga geçelim derken sıçıp batırmanın en güzel örneklerinden biri olmuş Zombie Strippers. Yönetmene ne demek gerek bilemiyorum. Durduk yerde para mı battı yoksa Jenna Jameson'ı göresi mi geldi anlayamadım. Komedi desen alakası yok, aksiyon desen yanından bile geçmez rezalet ötesi bir film.

Zombilere savaş açan askerlerden biri bir zombi tarafından ısırılır ve ısırılan kişilere ne yapıldığını görünce fellik fellik kaçarken kendini bir striptiz barda bulur. Bir süre sonra zombileşen asker striptizci kadınlardan birini ısırır, o da delirir, ötekini ısırır, öteki de ötekini derken ortalık zombi kaynar. Tabi burada kızlarımız sanatlarını icra etmeye devam etmektedirler. Çünkü barın müşterileri zombi şovunu görmüşlerdir bir kere...

Devamı da var...

| gamzeK | 22-Temmuz-2008 Salı
| Devamı |


--------------------------------------------------------------------------------

 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |