allmat.jpgNeden Kara Film üzerine bir site... diye düşünenler sanırım cevabı asla bulamayacaklar çünkü ben de bilemiyorum henüz. O yıllara ait bilgiler ve Kara Film'in ne olduğu konusunu biraz zorlama (öğrencilik yılları) biraz da meraktan araştırınca bir de üstüne etkisinde kalınca böyle birşeyler çıktı işte ortaya... Bu sitede yazılan herhangi bir yazı uzman görüşü ya da ispatlı bir belge olmayıp tamamen okuduğum, öğrendiğim ve kafamda tasarladıklarımdan ibarettir. Bilgilerin doğruluğundan sadece ve sadece ben eminimdir, eğitim amaçlı bir kaynak asla değildir. İletişim Fakültesi öğrenciler ya da Kara Film sevenler için belki sadece bir "gözatma amaçlı site" olabilir. Bunun dışında bir iddiam yoktur, olmayacaktır.

Kara Film nedir kısa bir özet... Çıklatırsanız öğrenirsiniz.

Şimdi anlatacaklarım Kara Film dünyasına nasıl girdiğim ve neden bu kadar etkilenip bunları bir yere taşıyıp var gücümle yazdığımla ilgilidir.
Kara Filmin ne olduğunu 1996 yılında "Sinema Estetiği, Senaryo Yazımı,Karakter Çözümlemeleri..." ve türevleri gibi dersleri çalışmak zorunda olduğumda öğrendim sanırım ilk. Ve daha ufacık topacıkken TRT2 kanalında oynayan siyah beyaz genelde "altyazılı" ve doğal gizemli filmlerin aslında Film Noir olduğunu anladım. O filmler garipti hatta ne idüğü belirsiz bile denebilirdi o yaşlarda... Fonda iç gıcıklayıcı tül gibi uçuşan bir müzik, karanlık odalar, genelde fettan bir kadın, upuzun sigaralıklar, ortada hiç havalanmayan duman altı görüntü, yıkılmış bitmiş yılmış bir adam, başağrısı, sinir krizleri, siyah eldivenler ve insanı uyuz edip "konuşsanıza be" dedirten bir sessizlik... Beni asıl etkileyense Kara Filmin karanlık olmasının sebebi aslında bilinçli olarak "izleyiciyi kör edelim"den çok, ekonomik koşulların ve aydınlatma sorunlarının yönetmenler üzerindeki çaresizliğinden kaynaklanmış. Elde imkan yok, kısıtlı para ve olanaklarla yine de sinema endüstrisine katkıda bulunmaya çalışıyorsun ve bu koşullarda ortaya çıkan şey çok beğenilip hatta başlı başına bir tür oluyor. Gerçi filmler çekilip insanlarca sevildikten sonra Kara Filmlerden çok para kazanılıp aydınlatma konusunda boyut bile atlamışlardır ama artık Film Noir oluşmuştu bir kere...

Sesli sinemanın oluşması da ilginç aslında... Amerika'da ekonomik bunalımın oluştuğu yıllar sesli sinemanın ortaya çıkmasına öncülük ediyor bir anlamda. Çünkü 1930'ların dir_chair.jpgbaşında Amerikan seyircisi toplumsal sorunlarla boğuşadursun insanları biraz rahatlatmak ve streslerini almak amaçlı hizmetler sunmak gerekiyordu. Ve bunu en iyi Müzikaller başarıyordu. İnsanlar sessiz filmin sessizliğinden bıkmış olacaklar, müzikalde kelebek gibi uçuşan danseden kadınlar erkekler sadece uçuşmakla kalmıyor bir de şarkılar söyleyip insanları şenlendiriyorlardı. Toplumsal sorunlarla boğuşan insanlar da müzikallerde eğlenip memnun kalıyorlardı. Bu düşüncelerden hareketle artık sinemanın da sesli olması gerektiğini düşünmüşler ve sesli sinemanın ilk adımları atılmış. Ancak "sansür" o zaman bile sinsi sinsi gülüyor yapımcılara... Sansürcü baskıların temelinde sinemanın "insanları eşitsizliğe özendirdiği" mantığı yatıyordu. Yapımcılar bu söylemlerle çok zor durumda bırakılmışlar. Çünkü çekilen filmlerdeki karakterler elbette toplumda her zaman rastlanabilecek ya da özdeşebilecek tipler değillerdi. Ve sansür bir kez daha kazandı... 1930'lu yılların sonlarına doğru filmlerde kullanılan marjinal karakterlerin yerini daha sıradan, normal insanlar aldı, gangster tipi aile adamı oldu. 1934 yılında bu denetleyici baskılar yepyeni bir anlayışı getirdi: "Çöküşün Lejyonerleri". Bu kısıtlama elbette yönetmenlerin beyinlerini kısıtlayamıyordu. Mesela gangster bir ara normal gibi gözükse de gangstere alternatif "özel dedektif" karakteri kullanıldı. Bu olumlu gözüken özel dedektif tipi karşıt olan olumsuz gangster tipine özenir, ondan esinlenir ve kötü bir ruh hali taşımaya başlar; şiddet, rizikoyu sevmek gibi... :) Zaten sonraları da gangster filmleri gözden düşmeye başladı ve yapımcılar polisiye filmlere yöneldi. O zamanlar polisiye film Kara film olarak adlandırılıyor. (Şimdi baktığımızda pek de alakalı değil aslında)

 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |