Roberto Rossellini


Roberto Rossellini- Yeni Gerçekçi Sinemada İkinci Adam!

Yaşam Süreci: 8 Mayıs 1906- 3 Haziran 1977

rossellini.jpgRoma'da doğar ve zengin bir ailenin çocuğu olarak doktor veya mühendis olmaz tutup gider sinemayla ilgilenmeye başlar. Ancak Rossellini'nin sinemaya ilgisi sanat yönüyle değil teknik yönüyle olur. Kurgu, seslendirme, görsel teknikler derken gayet bilgili bir biçimde filmler çekmeye başlar.
1934'lerde ufak ufak projelerini hayata geçirir ve 1938'de "Prelude a l'apres-midi-d'une faune" çalışmasını çıkarır ancak ncak o dönemin iktidarı Mussolini hükümeti tarafından yasaklanır... Gel görki kader ağlarını örer (yine ne kadar edebi olduğum açıktır) Mussolini'nin oğlu Vittorio gider ve Rossellini'ye "abi babam halt etmiş senin olayları yasaklamış ama bence çok başarılısın bence direniş var yılgınlık yok sen sinema dünyasına gir çok ünlü olursun acayip para kazanırsın, yönetmen ol sen" der. Bu sözleri duyan Rossellini, filminin babası tarafından yasaklanmasının sinirliliğiyle içinden hadi len dese de daha sonra oturup düşünür taşınır evettir yönetmen olmaya karar verir.

Özel yaşantısı da magazin haberi olacak nitelikte tuhaftır bu topan arkadaşımızın. Evli olduğu halde yine evli olan ve herkesin tanıdığı ünlü Hollywood yıldızı Ingrid Bergman'la yaşadığı aşkla dillerden düşmemiştir. Bu aşk yüzünden dönemin muhafazakar isimleri ve politikacılar ve tabiki de Rossellini'nin karısı ve Ingrid'in kocası çok kızdılar onlara.

Vittorio de Sica, Pasolini en yakın kankalarındandır. Ancak De Sica'nın yakışıklı bir arkadaş olmasından dolayı hep ikinci adam olarak görülür ve gizliden gizliye kıskanır onu. Çok yakındırlar ancak Rossellini De Sica'yı sollayıp bir türlü ah Rossellini aman duman pek hoşsun olamaz.Bu ezikliği yıllarca taşımıştır bünyesinde zannımca (Bu tamamen benim yorumumdur) 1977'de Karl Marx üzerine bir biyografi çalışmasıyla meşgulken hayatını kaybeder.
Ayrıca François Truffaut'a da baya abilik etmiştir zamanında... Onu ayrı bir bölüme ayırmak iyi fikirdir zannımca çünkü Truffault için de edeceğim iki çift laf var...

Ne yapmış ne etmiş?

  • Roma Açık Şehir- 1945'te çekilen bu film Yeni Gerçekçi akımı başlatan filmlerdendir.

  • Paisa (Hemşehri)- 1946

  • Germinia Anno Zero (Almanya Sıfır Yılı)- 1947

  • Bu üç film için "Antifaşist Savaş Üçlemesi" yapıtları der Rossellini
    Stromboli- 1949- Il Messia- 1976

En bilinen (bildiğim) ve sevilen (sevdiğim) filmlerini yazdım daha çok var aslında...

Genel Rossellini Tarzı

  1. Yeni Gerçekçi olmasından dolayı o da türlü absürdlükler yapmaktadır. Çekeceği filmlerin senaryolarını zaten amatör olan oyunculara yazdırmak gibi... Mesela Roma Açık Şehir filmi için oynayan amatör oyuncular aynı zamanda filmin senaryosunu da yazmışlardı. Belki bir başka yönetmen aynı filmi çekmiş olsa lezzetli bir macera- kahramanlık filmi olabilecekken Rossellini'nin elinde heder oldu demek istemem :) çünkü adamın da böyle bir tarzı var işte.

  2. Çekimleri stüdyo dışında gerçek mekanlarda ve bilinçli bir biçimde zor koşullarda çekerdi rahmetli. Ekonomik sıkıntılar ve zor tekniklerle mücadele ediyordu. Yine de kimse ucuz etin yahnisi böyle olur işte dememiş.

  3. 1945 "Roma Açık Şehir" filmi çekilinceye kadar herhangi bir hareket olmayan İtalyan Sinemasında, Yeni Gerçekçilik Akımının başlamasının sebebi olanaksızlıklardır diyen kişi terbiyesizlik etmiş olur. Stüdyoların yıkılmış olması ya da ekonomik problemler değildir Yeni Gerçekçilik Akımını doğuran. Az da olsa özel stüdyoların bazıları ayaktaydı ve istense yine oralarda film çekilebilinirdi. Ancak gerçeğin ancak ve ancak gerçek dünyada yansıtılabileceğini savunan Rossellini, De Sica gibi üstadlar sinemayı sokağa taşıdılar ve Gerçek denen şeye balıklama atladılar.

  4. Öyküleri yalın ve oldukça nettir. Farklı kültürler, zıtlıklar bunların getirdiği sosyo ekonomik zorluklar ve mücadeleler en sevdiği temalardır. De Sica ile aynı akımın bayrak taşıyıcıları olsa bile çok önemli bir nüans vardır aralarında. De Sica genelde iyi anlaşılma ve herkese ulaşabilme kaygısındayken Rossellini'de ise daha sert, hüzün kokulu ve acıklı bir hava sezerim ben nedense... De Sica gerek yönetmenliği sırasında gerek oyunculuğu sırasında izleyenlere daha sempatik daha olumlu bir şeyler sunarken Rossellini daha az şaka götürür daha ciddi yaklaşmıştır dünyaya ve izleyiciye. Bir dönem De Sica'nın genç kızların rüyalarını süslerken Rossellini'nin daha ağır abi edası gerçektir. Ya da şöyle bir yorum getirelim asla De Sica gibi etkileyici olamayacağını anladığından "bize yakışmaz öyle sempatiklik şekilleri" diyerek savunma mekanizmasını acilen devreye sokmuş olabilir Rossellini :)

  5. Acelesi olan bu acele içinde söyleyecek çok şeyi olan, yoksul ama güçlü, ikiyüzlülükten uzak, önyargısız bir sinema.. der otoriteler Rossellini tarzı için.



| gamzeK | 23-Temmuz-2006 Pazar|





YORUMLARINIZ
-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------
 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |