Poseidon- Wolfgang Petersen (2006)


poseidon.jpgBekle bekle bekle.... Sonra karşına böyle bir film çıksın...

Wolfgang Petersen'ın son filmi Poseidon'u uzun bir süre beklemiştik, izledik, mahvolduk. Felaket filmlerini her zaman dört gözle bekleriz, heleki felaket denizde geçiyorsa daha da bir tadından yenmez. Ancak Poseidon vasat bile diyemeceğim kadar kötüydü.

Kurt Russel, Josh Lucas, Richard Dreyfuss, Jacinda Barrett, Emmy Rossum oynuyor başrollerde. Görsel efektler elbette çok güzel, çekimler, tüm atmosfer şahaneydi ama film için yetmedi tüm bunlar. Senaryo, çok şatafatlı bir konu beklenmediği halde, gereksiz saçmalıklarla doluydu. Bir felaket filminin senaryosunu aşağı yukarı bilirsiniz zaten ama film içindeki saçmalıklara tahammül edilmez, ki tahammül edilemedi zaten.

Tonla para harcandığı her yerinden buram buram kokan film, geminin sağından bizim solumuzdan güzel bir kamera hareketiyle açılıyor. Çok elit ve çeşit çeşit karakterde insanların, yolculuk esnasında küçük olaylarını izliyoruz. Konusunda uzman Josh Lucas, Halkla İlişkiler sorumlusu edasında gelen gidenleri karşılıyor, misafirlerle nazik sohbetler ediyor. Kurt Russel, kızı (Emmy Rossum) ve sevgilisiyle gelmiş, kumar düşkünü eski bir başkan. Babanın korumacı ve geleneksel tavrı insanın gözüne sokuluyor.  Jacinda Barrett, babasının nerede olduğu muamma olan bir erkek çocuğuyla takılan özgür anne rolünde. Karakterlerin hiç ama hiç biri hakkında detaylı bilgi verilmekten kaçınılmış aynı zamanda Josh Lucas dışında hiç bir karakterin de hakkını verdiğini düşünmüyorum. Josh Lucas rolünün gereği biraz daha aktif biraz daha ön planda olduğundan olsa gerek kötülerin arasında iyisiydi.

Neyse... olaylar ilerler... Dev dalga gelir gemiye çarpar, gemi döner. Bu noktada sorulması gereken şudur; bu kadar para harcanan bir film için geminin ters dönmesi ve filmin bitimine kadar ters durması daha göze çarpar şekilde görüntülenemez miydi? Filmin belli sahneleri hariç genelinde geminin ters durduğuna dair bariz bir belirti yoktu.

Genel olarak alenen bir yapmacıklık vardı oyuncularda. Sanki oyunculara: "Filme çok para harcadık, size para kalmadı, idare ediverin artık" denmiş gibi... Sanki tüm oyuncular isteksiz oynamış da ne kadar ekmek o kadar köfte demişler gibi...

Filmden inciler;

1- İlk saç yolduran sahne, Kurt Russel'ın kumar masasındayken,  kızının gelip biz diskoya gidiyoruz baba derken, kızının bir düğme daha kapatmasını istemesi. Kızının sevgilisiyle birlikte yolculuğa çıkarken herhangi bir problem yok ancak gayet normal bir kıyafetinde düğmesini kapatması için uyarıyor kızını tutucu baba! Sadece Kurt Russel'ın kızına düşkünlüğü ve geleneksel (!) tavrını göstermek için hazırlanmış, son derece gereksiz ve yapmacık bir sahneydi.

2- İlerleyen sahnelerde suların üstünden atlamaya hazırlanırken Kurt Russel ve kızının dramatik konuşmaları yine can sıkıcı ve gereksiz bölümlerden biriydi. O kadar hayati bir mesele taşıyan ve saniyelerin bile çok cimri harcanması gereken bir anda kızın ağlamaklı gözlerle sevgilisinin evlenme teklifini babasına anlatması, yüzüğü göstermesi, o hayati anlarda ortada hiç bir şey yokmuş gibi davranmaları filmden soğutuyor insanı.

3- Daracık bir tünelden geçmeye çalışılırken yine Kurt Russel'ın müstakbel damada "evlenme teklifini öğrendim, herşeyden haberim var" dercesine damadı tebrik ediyor, o mini minicik alanda kayınpeder ve damat saçma diyaloglara giriyorlar falan... Mutfak görevlisinin sevgilisi kızı cesaretlendirmek için işi gücü bırakıp hadi yavrucum hadi güzelim aslansın avutmaları da cabası...

4- Hayatları sözkonusu olduğu halde bir çok yerde gereksizce Kurt Russel ve Josh Lucas birbiriyle yarışır haldeler. En nihayetinde Kurt Russel olgunluk gösteriyor falan... Josh Lucas ve özgür anne sürekli olarak flört halindeler (öleceklerine ramak kala bile...!) Josh Lucas hafiften üvey baba modunda şefkat gösteriyor anneye ve çocuğuna...

Tüm bunlar film içinde gereksiz ayrıntı gibi görünse de hop oturup hop kalkılacak bir film beklerken, bu saçmalıklar yüzünden filmin hızı iyice düştü, bir noktadan sonra "Klasik Hollywood saçmalıkları" dedik geçtik mecburen. Oyuncuların göze batan diyalogları filmi bir felaket filminden çok drama filmine çevirdi. Ki o bile olamadı.




| gamzeK | 24-Ağustos-2006 Perşembe|





YORUMLARINIZ

-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------
 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |