Vittorio De Sica


Vittorio De Sica- Popüler olmanın dayanılmaz zarifliği... (Bir Kara Filmci değildir! kendisi)

Yeni Gerçekçilik Sineması Nedir? Çıklatırsanız öğrenirsiniz.

Yaşam Süreci: 7 Temmuz 1902- 13 Kasım 1974

desica.jpgİtalya (Napoli) 'de doğan De Sica "bir başkadır benim memleketim" edasıyla
" İtalyan Yeni Gerçekçilik" sembolü olmuştur. 10 yaşındayken ailesiyle birlikte Roma'ya geliyor ve muhasebe dersleri alırken ne alaka bilmem tiyatroya ilgi duymaya başlıyor hatta 1922'lerde çeşitli gruplarda sahneye çıkıyor. Bir iki yıl sonra da artık filmlerde oynamaya başlayan ergen bir genç var karşımızda...

Aslına bakarsanız yazılacak çok şey var bu adam hakkında... 2002 yılındaki ders tezime konu olan bu adam vakit nakittir diyerek pek çok diğer yönetmen gibi marjinal takılıp değişik işlerle uğraşmaktansa emin adımlarla az zamanda çok fakat sağlam işler çıkarmış. En büyük özelliklerinden biri oyunculuk ve yönetmenlik arasındaki o ince çizgi arasında gayet nefis bir denge kurup, yönettiği filmler kadar sahne önündeki sempatik duruşuyla da ünlü, popüler herkesce bilinen ve bir o kadar da zarif bir insan... (yiğidi öldürdüm hakkını yemedim) Bu adamın hayatı da "benim adım Vittoria değil Vittorio kardeşim" demekle geçmiştir, adını yanlış söyleyenleri uyarmakla helak olmuştur.

De Sica da elbetteki büyüyecektir, olgun bir jön olacaktır zamanı gelince...Ve o zaman geldiğinde adam hayatının en verimli dönemlerini yaşıyor artık bir ergen gibi aktif dinamik bir genç olmanın ötesinde oyunculuk kariyerinde olgun adam olmanın tadını çıkarıyor... Özellikle 1930'lu yılların sonlarına doğru, o zamanın "Beyaz Telefonlu Filmler" inde, komedi ve dramlarda, artık olgun yaşın sempatikliği tam bir İtalyan erkeği olması ve pek güzel aman ne güzel özellikleriyle çok aranan bir oyuncu olur. Halk onun için ölüyor bitiyor hatta Palermi, Camerini, Gallone, Cottafavi gibi dedelerin dedesi yönetmenler tarafından bile paylaşılamıyor. De Sica sen bizim herşeyimizsin! (misin?) Ama bu kalabalıklar içindeki yalnız adamın (ne kadar da edebiyim) aslında gönlünde yatan oyunculuk değil yönetmenliktir. Veeeeeee 1939'da ilk filmini çevirmeye girişir bir gayret ki, Rose Scarlatte ilk filmidir De Sica'nın.

O yıllarda Teresa Venerdi, Çocuklar Bize Bakıyor, Gökyüzünün Kapısı gibi malesef uyduruk filmler çekiyor. Hatta zamanın üstadları bu filmleri gördükten sonra "yavrum sen yönetmenlik yapma, oyuncu kal" diyerek çok moralini bozuyorlar adamın. (Hatta ben de bu filmlerini Ne yapmış ne etmiş? kısmına koymamaya karar verdim)

 Ne yapmış ne etmiş?

  • Rose Scarlatte-Kızıl Güller (1939) ilk çektiği film
  • Sciuscia-Kaldırım Çocukları 1946
  • Ladri di Biciclete- Bisiklet Hırsızları 1948 (De Sica'nın esas oğlanı gibi)
  • Milano'da Mucize 1950
  • Umberto D 1952 (bilinen filmlerinden biridir)
  • Stazione Termini- Termini İstasyonu 1952
  • Yuvasızlar 1955
  • La Ciociara- İki Kadın 1960 (şeytanın bacağını epey kırmış zamanları)
  • İtalyan Usulü Evlilik 1966
  • II Viago- Yolculuk 1974 (Zaten daha sonrasına ömrü yetmemiş rahmetlinin)

En bilinen (bildiğim) ve sevilen (sevdiğim) filmlerini yazdım daha çok var aslında...
Roberto Rossellini ile de kankadır ayrıca kendisi. İkisi de İtalyan Yeni Gerçekçi Sinemasına mühim işler yapmışlardır.

Genel Vittorio De Sica Tarzı

  1. Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması öncülerindendir. Gerçekçilik bir tutum olmuştur bu akımda, yapmacıksız, içten ve insancıl yaklaşımlar vardır. (Daha da isterim derseniz okuyunuz sayın okuyan)

  2. Bu kadar halim selim kendi halinde bir insan olmasına karşılık çok eleştirilen yönetmenlerden biridir.(Yakışıklı olduğu için kıskanılıyordu belki de hehhe) Zira De Sica'nın çok duygu sömürüsü yaptığı, filmlerinde sorunlara yüzeysel yaklaştığı, sefalet edebiyatı yaptığı hatta çocuk duygularını sömürdüğü bile eleştirildi zamanında. Meyve veren ağaç taşlanıyor haliyle...

  3. Gençlik yıllarında yaptığı oyunculuk çalışmaları ve bir iki başarısız film yönetmenliğinden sonra asıl aradığı ortamı 1946'da savaş sonrası buldu. Mesela Kaldırım Çocukları filmiyle Rossellini'nin Roma Açık Şehir'i birleşti ve İtalya'nın o zamandaki gerçek sorunlarını, beyaz telefon denen romantik film gerçekliğinden sıyrılarak gerçekte yaşanan olayları ve dramları filmlere dökmenin dışavurumu yaşanıyordu.(Uzun bir cümle oldu biliyorum ama işte gerçekçilik, Yeni Gerçekçi Akımın doğuşunu özetleyen bir cümle işte)

  4. De Sica genelde amatör oyuncularla çalışır. Bunun, filme yansımasının daha gerçekçi olacağını düşünür. (Ki katılıyorum öğretilmiş oyuncu ile amatör oyuncu arasında çekimler sırasında yaşanabilecek zorluklar olsa da amatör oyuncular, eğer mekanlarından ayırıp zorlama roller verilmiyorsa, kendi ortamlarında çok da başarılı olabileceklerdir.) Karakterler genelde yoksul, sorunlu kişilerdir. Öksüz yersiz yurtsuz çocuklar, fakir Roma halkı ancak bir o kadar da umutlu ve sevinçli insanlar kullanır.

  5. Çaresiz zavallı insanları gerçeküstü öğelerle zenginleştirir ve insanları umutlardan umutlara koşturtur. Filmlerinde film noir tadı sadece yüzeysel anlamda hissedilse de ezik kişiler er geç mutluluğu yakalarlar.

  6. Filmleri son derece evrenseldir çünkü De Sica herhangi bir ideolojiyi ya da mesajı vermektense yüreklere seslenen dokunaklı öyküler hazırlardı. İşte bu yüzden de duygu sömürüsü yapıyorsun herşeye de böyle toz pembe bakılmazki dendi hep kendisine...

  7. Tüm Yeni Gerçekçi adamlar gibi De Sica da "iyi anlaşılma" ve "tüm seyirciye ulaşabilme" isteğindedir. Bu yüzden filmlerini sokaklarda, gerçek mekanlarda, gerçek halkın içinde çekiyordu. Ve bu özelliği de sanatı sanat için yapmalı, çılgın olayım aman yareppim marjinalim ben deli desinler bana diyen üstadları kızdırıyordu ama ne fayda, 1974 yılında adam öldü gitti işte...



| gamzeK | 23-Temmuz-2006 Pazar|





YORUMLARINIZ
-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------
 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |