Prison Break- Paul Scheuring (2005)


prisonbreak.jpgEn son Lost'tan beri böyle kaybetmemiştik kendimizi sevgilimlen. Lost zamanlarında telefonlar kapatılıyor kapı kilitleniyor ve hatta mümkünse herkese "çok çok yoğun işlerimiz var, bizi hiç bir yere çağırmayın" diye sıkı sıkı tembih ediyorduk. Lost tatile girince resmen boşluğa düştük, bulabildiğimiz ne kadar dizi varsa izlemeye çalıştık ama kesmedi...

Prison Break adını sık sık duyduğum ve her nedense "dandiktir yav" diye bok attığım bir dizi olmuştu geçmişte benim için. Ne zamanki ilk sezonu edinip izlemeye başladık, bir kez daha ne kadar koca kafalı olduğumu anladım. İnternette sürekli "Lost'a 5 basar aabiii" yazılarını okuyordum, kaale almıyordum. İzledikten sonra şunu söyleyebilirim artık: Lost'a 5 basar mı? Hayır basmaz. Ama felaket güzel bir diziymiş, orası kesin.

Prison Break insanı gerim gerim geren ve heyecanı sürekli yüksek tutabilme başarısını gösteren bir dizi. Heyecan elbette olur ama bu diziyi izlerken kalp travması geçirecek gibi oluyorsunuz, cidden tansiyon hiç düşmüyor ve bunu kasmadan nasıl yapabildiklerini anlamayamadım + çok takdir ettim. Hani Lost izleyenler bilir, Lost'ta mide sancısı geçirten bir takım gizemler vardır ve 3. sezon bitmiş olmasına rağmen hala bir çok soru cevapsızdır. (Ki bu sebepten dolayı çok fazla seyirci kaybetti sanırım Lost, izleyiciler, hafiften "zkerim böyle aşkın ızdırabını" diyerek isyan bayraklarını çekti) Prison Break ise soru işareti konusu olabilecek her ne varsa çok adamakıllı bir biçimde açıklayıp, mantıklı sonuçlara vardırıyor ve siz izlerken "e hani şöyleyken böyleydi, madem öyleydi neden şöyleydi" gibi sinirsel durumlar yaşamıyorsunuz.

Geçen hafta başlayan Prison Break maceramıza elimizdeki 1.sezonun bitmesi ile şimdilik ara verdik. 22 bölüm boyunca, temponun bu kadar yükseklerde tutulması gerçekten takdire şayan. Hele son 3 bölümde, evimizin salonunda ben Namık'ın o benim kalp atışlarımız duyar hale geldik :))) (İzlerken içimden diyorumki;  dizi bokuna ruhumuzu teslim etcez yareppim, akıl fikir ver sen bize) Bu bir hafta boyunca yine yalancıktan çok yoğun ayaklarına yattık. Dışarıdan gören de "başlarını kaşıyacak vakitleri yok zavallıların" der. Biz akşam eve gelip, 5 dakikada akşam yemeği atıştırıyoruz ve arkamızdan kovalayan varmış gibi salona geçip Prison Break izliyoruz. Doğal olarak işler de dahil olmak üzere bir çok şeyi erteledik, ertesi sabah da, sanki koşa koşa deliler gibi dizi izleyip sabaha karşı 3'te yatan biz değilmişiz gibi; "n'apalım canım, yoğunuz işte" diyerek kendi attığımız yalana kendimiz inanıyoruz :))))

22 bölümlük ilk sezonu bitirdik, rahatladık, başımız göğe erdi. Eğer ilk sezonda "kaçacaklar mı kaçamayacaklar mı" sorusuna cevap bulamasaydık gerçekten küçük çaplı bir bunalım geçirebilirdik. Ama işte Lost gibi kasan bir dizi olmadığı için, ilk sezonu gayet şahane biçimde bitirdiler.

İkinci sezon da ortalıkta geziyor farkındayım. En yakın zamanda edinilip, yeni bir deli dana haftasına gireceğiz.




| gamzeK | 08-Ekim-2007 Pazartesi|





YORUMLARINIZ
-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------

jpetrucci
| 18-Mart-2008 Salı

13. bölüm ile 3. sezonu bitirmiş dizi... 4. sezon başlar mı bilemiyorum ama 3 sezon da cidden süperdi. 4. sezonda bakalım hangi prison'dan kaçışı izlicez :D

-------------------------------------------------------------------------------



 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |