Billy (Samuel) Wilder


Billy (Samuel) Wilder- "How would Lubitsch do it?" (Lubitsch nasıl yaparsa ben de öyle yapacağım)

Yaşam Süreci: 22 Haziran 1906 Polonya- 27 Mart 2002 Kaliforniya

wilder.jpgSinema tarihinin ulu Manitu isimlerinden Wilder, yakın geçmişte, 95 yaşında ölmüş, bu kadar yaşamasını bile Tanrının kendisini unuttuğunu iddia ederek açıklamıştır. (Hala yaşasa Allah ömür versin diyecektik olmadı) Bebe yaşlarından itibaren avukat olma hayaliyle yanıp tutuşurken her ne hikmetse ucundan bir şekilde bulaşalım havalarında önce gazetecilik, muhabirlik gibi işler yapıyor. Yazma sevdası daha sonraları iyice pekişiyor ve adam kendini senaryo yazarken falan buluyor. Kimilerine göre kararsız bir adam sayılıyor ki ben dengesiz diyorum :) Beğenileri, sevdikleri, sevmedikleri, tarzı çabucak değişen bir adamdır Wilder. Ancak o bu özelliğini farklı farklı filmler çekip sadece bir tür üzerinde takılıp kalmak istememesi şeklinde açıklar. (ben kendisiyle görüşmüş değil okuduğum bir kaç makalede böyle söylüyor üstad; hep farklı şeyler denemek istedim diye...) Gizliden gizliye Alman hayranlığı barındırsa da bünyesinde, gençken Berlin'de çalıştığı dönemlerde Nazi iktidarı sonucu aman abi bulaşmayalım edalarında Almanya'dan kaçıp Hollywood'a geliyor Samuel Billy. (Asıl adı Samuel ancak Billy'i kullanıyor ben de gıcıklığını sürekli Samuel yazacam :)) Bu konuda anneciğinin Buffalo Bill'den etkilenip Bill dediği de bilinmez değil hani... Hollywood'a gelince ilk filmi için kolları sıvıyor ki tarih 1942'dir. Bilinen 25-26 tane filmi vardır ancak bizimle alakalı olarak Kara Film adına 4 ya da 5 adet filmi bulunuyor. Bunlar iyi, hoş, baba filmlerdir keşke hep böyle çekseydi dedirtir insana ancak yukarıda sözünü ettiğim "banane hep aynı tarzda çekmeyecem değişik türler deneyecem" inadı yüzünden gökkuşağı şeklinde ahenkle danseden filmler yapmıştır.

Kimileri Wilder'ı baba gibi görse de elbet onun da baba gördüğü bir yönetmen vardır: Ernst Lubitsch. Soyadından anlaşılacağı gibi bir Almandır Ernst amca ve Wilder o kadar etkisindedirki bir tabela yaptırır ve "Lubitsch olsa nasıl yapardı?" yazdırır, her seferinde bu tabelaya bakarak feyz almaya çalışır. Ancak Alman hayranlığı anneciğini Nazi kamplarında kaybetmesi sonucu sona erer ve hatta biraz da protesto babında Nazi karşıtı filmlere de soyunmuştur. Bol Oscar'lı olması diğer bir dikkat çeken özelliğidir ki, bir filmiyle yapımcı, yönetmen, senarist olarak 3 ayrı dalda Oscar almış bir insandır. (1960- The Apartment)

Ne yapmış ne etmiş?

  • The Major and the Minor- 1942 ilk filmi

  • Five Graves to Cairo- 1943- Nazi zulmünü konu alan Nazi karşıtı ilk filmi

  • Double Indemnity - 1944- Bismillah diyerek Film Noir'e el atıyor. Üstadın Kara filme hoşgeliş filmidir. Biz de kendisini bu filmden itibaren takip etmekteyiz.

  • Lost Weekend- 1945- En İyi Yönetmen Oscarı'nı almıştır ve hatta haketmiştir yani.

  • A Foreign Affair- 1948

  • Sunset Blvd- 1950- Bir diğer güzelcelerinden kara filmidir. Pek bir konuşulur tartışılır üstüne mübarek... En iyi 100 amerikan filmi içinde 12. seçiliyor daha ne denir üstüne?

  • Ace in the Hole-1951- Sunset bulvarı için yazdığım şeyler hakeza...

  • Stalag 17- 1953- Nazi karşıtı ikinci ve son filmi.

  • Sabrina-1954

  • Some Like It Hot-1959- İşte bence adamın esas oğlan filmi. Amerikan Sinemasının kült olmuş komedilerinden biridir. Hakikaten sağlam bir komedidir. Tony Curtis- Jack Lemmon-Billy Wilder kombinasyonu pek bir leziz olmuş, Marilyn Monroe da olunca Türkiye'de ismi Bazıları Sarışın Sever şeklinde sürülmüştür. (!)

  • The Apartment-1960- İşte adamın höhhh! dedirten filmi. Yapımcı- Yönetmen- Senarist olarak 3 ayrı dalda Oscar'ı alıp herkesi çatır çatır çatlatıyor. Venedik Film festivalinde de gösterilmiştir ayrıca Shirley Macliene'e herkesler hayran kalmıştır. Jack Lemmon ismi de yazılmazsa yazılmazlardandır bu film olunca hadise.

  • Irma la Douce-1963- Klasikleşmiş komedi filmlerindendir. Jack Lemmon ve Shirley Macliene kankaları oynuyor.The Aparment'taki lezzeti hakkıyla veriyorlar.

  • Kiss Me, Stupid-1964

  • Fedora (1978)

  • Buddy Buddy (1981)

Fimlerinden bazıları bizi bağlayan filmlerdir yani, Film Noir örnekleridir üstadın.  

Genel Wilder Tarzı

  1. Billy Wilder denince kiminin aklına komedi filmleri gelir ki yanlış değildir bu, adam bolca komedi filmi çıkarmış ancak benim ilgim Kara Film olduğundan aklıma hemen bu köşesi geliyor.Önemli filmlere imza atmasının altında hiç boş durmayıp her sene yeni bir film sunması olabilir mi acaba diye düşünüyorum. Garip ve takdir edilesi olan Wilder amca, kara film ve komediyi bir arada götürebilen biridir. (The Apartment'ı hatırlatırım, hem komedi sayılan aynı zamanda Film Noir tarihine geçmiş eserdir.) Aslında Kara Filmde komedi olmaz diyenler çok yanılır zannımca, bal gibi de olur olmuştur... Sadece kara filmin karanlık boğuculuğunu komedinin içine yakıştıramıyoruz belki de... Yani etraf karanlık olunca, hep bir cinayet olacak korkulacak hissine alışmışız ya.

  2. Wilder tarzı için bireysel sinemacılığın çok iyi bir örneği diyebilirim ben. Her ne kadar tam bir tarz oturtmayıp sürekli değişik türlerde film çeken yönetmenleri hazetmesem de (Kubrick mevzu dışıdır) benim sevmemem adamı başarısız kılmaz. Hatta başarılı kılar. Çok iyi bir şarkıcının her tür şarkıyı başarıyla söylemesi gibi. Sevmezsiniz belki ama sonuçta başarılıdır. (Ben yine de her telden çalmaktansa tek bir şeyi adam gibi öğren diye düşünüyorum.

  3. Genelde Kara Filmcilerin filmlerinin sonunda insanlarda oluşan garip bir rahatsızlığa rağmen Wilder'ın en önemli farkı, Film Noir'i eğlence amaçlı kullanmış olması ve izleyenlerin gerçekten olup bitenden keyif almasıdır. Some Like It Hot filmi tüm zamanların en eğlenceli filmlerinden sayılır. Wilder, Marilyn Monroe ile çalışmanın keyifli olacağını düşünür ve bu filme başlar ancak nedendir bilinmez bu filmden sonra bir daha aynı hatunu istemez. ("Beni şaşırtıyordu ama çoğu zaman kötü biçimde!..." şimdi bu adam haklı mı haksız mı? )

  4. Filmleri genelde öyküleme gibi bir anlatımla başlar, bazen sıkıcı bile olabilir bu.(Anlatan genelde William Holden olur) Ancak yine filmlerinde kullandığı müzikal ahenkleri de renk katmaz değil olaya... Filmleri için gerçekten zeka örneği denebilir üzerinde oldukça derin düşünülüp tasarlandığı bellidir ve kaçındığı en önemli konulardan biri de tüm filmlerindeki karakterlerin birbirine benzememesidir. Kendini tekrar etmemek adına sürekli yenilik ve değişiklik ister.

  5. İdolü ve akıl hocası Lubitsch ti demiştik ya, Wilder'ın da seveni boldu elbet ki bunlardan biri de David Lynch'tir. Lynch'in en sevdiği yönetmenlerden biridir ve Coen Kardeşlerin... Hatta hatırlayınız Lynch abinin Mullholland Drive filmini... Filmde Betty'nin oturduğu caddenin adı nedir? Sunset Blvd :) bu da Wilder abisinin filmidir. Wilder filmleri Coen Kardeşlerin bir kaç filmine de esin kaynaği olmuştur.

  6. Sonuçta itiraf etmek gerekirki Billy Wilder Film Noirciler gibi arıza bir adam değildir, illla da kara yapıcam illa da ürkütecem sıkacam zorlayacam diye kasmamıştır aksine filmleriyle insanlara hep haz vermiştir. Bir dip not daha bu adamın fiziksel güzelliğe çok çok önem verdiğini biliyorum ben, yani hatta abartıp kendi devrindeki aktör ve aktristleri güzeldir çirkindir diye ayırarak nice insanların moralini bozmuştur. Ancak Marilyn Monroe ile birlikte çalışmasının ardından gayet güzel görmüştür kaç köşe ve bucakmış dünya...



| gamzeK | 23-Temmuz-2006 Pazar|





YORUMLARINIZ
-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------
 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |