Stanley Kubrick


Stanley Kubrick- Tanrı mısın be adam!

Yaşam Süreci: 26 Temmuz 1928- 7 Mart 1999

kubrick.jpgBronx, New York Amerika doğumlu sinema dünyasının dehası denilen ne idüğü ne halt ettiği gayet iyi bilinen adam... Her zaman mükemmel olmanın yolunda deli tavuk gibi koşmuştur ancak yaptıkları süpper deli kusursuz olması gerektiğinden hep ağır ve uyuşuk bir adam olmuştur. Okul hayatı son derece tembel ve öğretmenlerini uyuz eder derecede kötü geçmiştir, yaramaz ya da hayta bir öğrenci değildir ancak ne o dersleri ne de dersler onu sevemez." Okul hayatı nedirki efendim eğitim sistemi şöyledir böyledir çocuğun başarısını ölçemez" sözü örneği ayan beyan Kubrick'te karşımıza çıkar. Tarih, matematik falan boş işlerdir gerçek hayatta ne işime yarayacakki diye düşünüp kendini satranç denen, bilenlerin pek ukala olduğu bilmeyenlerin de hiç bir şekilde anlayamadığı oyuna vermiştir. Filmlerinde minik motifler şeklinde satranç görüntüleri sergilemesi de "Dersler işine yaramayacak da satranç ne halta yarayacak" diyenlere pek bir sıkı kapak olur. Adamın işine yaramış yani hem zihnini açmış hem sanatında kullanmış. Sanat hayatına fotoğrafla başlamıştır küçük yaşlarda babasının kendisine hediye ettiği fotoğraf makinasıyla epey zaman geçiriyor ve usta bir fotoğrafçı oluyor sonradan. Aslında babası Kubrick'in bu garip hal ve tavırlarına mana veremezken her ebeveyn gibi bizim oğlanın sonu nolacak demekten kendini alamamış, diğer yaşıtları gibi gülüp oynamayan, maç yapmayan, cam kırmayan, kızlara sulanmayan oğlunun normale dönmesi için onu önce tedbili mekan da ferahlık vardır diyerek amcasının yanına göndermek sonradan da bir fotoğraf makinası alayım gibi yöntemlere başvurur. Ergen yılların bir bölümü fotoğrafçılıkla geçmiş denebilir. E tabi bu genç büyüyüp gönlünü bir hatuna verecektir ama Kubrick kalbini tam performans kullanmak gerektiğine inanmış olacakki 3 kere 3 hatuna gönül verip 3 kere evlenmiştir sanat camiasından olmayan 3 güzelle hatta 3 tane de nur topu gibi kızı da vardır. Kızlarının odasına film afiş ve posterlerini asacak kadar entellektüel bir baba olması da ayrı bir gurur olmalı kızları için.

Sinemadaki Kubrick lezzeti bambaşkadır, zaten hayatı boyunca topu topu 16 tane film çekmiştir, hepsi ayrı bir alemdir hepsi ayrı bir lezizdir, şunu sevdim bunu sevmedim olamazdır çünkü az yaparım öz yaparım mantığında çalışan Kubrick herkesin aklını almıştır zannımca şu 16 filmiyle. Bir o kadar da komik durum vardırki yerlere göklere sığdırılamayan bu adam bir kere bile ödül almamıştır ne filmiyle ne de yönetmenliğiyle. Sadece Görüntü efektleri dalında tek oscar almıştır 2001:A space odyssey filmi ilen. (Pek de umrunda değildir zaten üstadın)stanley_kubrick.jpg

Şöyle de bir huysuzluğu vardır Kubrick'in, kendisinin tamamiyle kontrol edemediği, birilerinin müdahele ettiği bütün işlerden nefret eder. Eğer işine karışılırsa hemen o filmden soğur ve mızmızlık yapar. Ünlü olmak istemiyorum sadece daha fazla film çevirmek istiyorum diye eş(ler)ine sürekli dert yanar. Uzun yaşantısına rağmen az film çekmesini de filmlerini izlediğinizde önemle durduğu minik ayrıntılar, hayranlık derecesinde kamera ustalıkları konusunda
"belliki pek bir uğraşılmış canım" diyerek hoşgörürsünüz artık.


Ne yapmış ne etmiş?

  • Day of the fight-(1951)- Kendi çapında biriktirdiği paralarla çektiği ilk filmidir. Bismillah diyip başlamıştır böylece sinemaya.

  • Flying Padre (1951)

  • Fear and Desire (1953)-Çektiği filmlerden ilk gösterime girenidir bu. Bu filmi çekebilmek için eş-dost akraba kim varsa bi el atın sanata katkınız olsun diyerek borç almıştır. E tabi durum böyle olunca oyunculara masaj yapmaktan tut montaja kadar herşeyi kendisi üstlendi bi de bunlara para vermeyelim diye. Borç almasına aldı ama işte dediğim gibi kontrol tam olarak kendisinde olmadığından bu filmini sevemedi hatta bizden sonraki nesil izlemesin bari diyerek kopyalarını filan toplattı. (hehe karizmam herşeydir, çizdirmem)

  • The Seafarers (1953)

  • Killer's kiss (1955)- Hoşgeldin Film Noir!

  • The Killing (1956)- Yok yok bu adam tam Kara Filmci olmuş dedirten yıllar. Kubrick de yavaştan gerilimli kara film olaylarına merak salmaya başlar.

  • Paths of glory (1957)- Başrolde Kirk Douglas ve savaş,askerlik, disiplin konularını işleyen ordu karşıtı bir film. Fransa'da yasaklanmıştır ve bir çokları tarafından ileri geri konuşulmuştur bu filmden sonra Kubrick hakkında. Hatta filmi çok fazla gerçekçi bulan insanlar olmuştur.
    Şöyle bir replik yazsam herhalde daha anlaşılır olur: "Eğer o tatlı çocuklar Alman kurşunlarından kurtulurlarsa Fransız kurşunlarıyla karşılaşacaklar" (höh yani)

  • Spartacus (1960)- Yine Kirk Douglas hatta bu sefer filmin yapımcısı da aynı zamanda. Zamanının en pahalı filmi olarak geçer. Bu filmde açıkçası Kubrick, Douglas'ın önce girişip sonradan toparlayamadıkları toplamış koymuştur buyrun film diye. Zaten gerek böyle grup çalışmalarını sevmediğinden gerek hayvan gibi para yatırılmış olan bir eksik gedik filmi tamamlamış olmaktan dolayı Kubrick de sevmemiştir filmi. Kimilerine göre güzel bir tarihi film diye adledilirken kimileri de Kubrick 'in en başarısız filmi der.

  • Lolita (1962)- Epey bir ses getirmiş filmlerinden biridir. Amerika'nın çarpık düzenini sergilediğinden sakıncalı sahneleri olmadığı halde yasaklanmıştır bazı ülkelerde. Sansür yüzünden çekimler bile İngiltere'de yapıldı zaten içten içe Hollywood'a gıcık olan Kubrick'in hoşuna da gitmiştir aslında bu durum. Daha sonraları soft porno tadında yeni yeni versiyonları türemiştir.

  • Dr. Strangelove (1964)- "Beyler! burada kavga edemezsiniz, burası savaş odası!" repliğiyle insanların akıllarına yerleşen güzel bir filmidir abimizin. Kara komedi olarak yerini almıştır ancak izleyenler gülsek mi düşünsek mi diye hayıflanırken düşünürken güleriz gülerken düşünürüz diyerek işin içinden çıkılmıştır.

  • 2001 A space odyssey (1968)-Sinemanın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir, iyi bir bilim kurgudur hatta kendisinden sonra gelenler için sıkı bir örnek olmuştur. Bugün bile izleyenler etkilenirki o zamanın şartları için süper teknikler kullanılmıştır. Ancak filmin ismi muammadır, belki uydurmasyondur ama gene de merak edilir. İnsanoğlunun yaratmış olduğu bir bilgisayar yani Hall sonunda gelip insanoğlunun ağzına s.çıyor yani. Acizliği farklı şekilde bu kadar inceden işlemiş Kubrick. Keşke herkes bir Hall olsa diyebiliyor insan...

  • A clockwork orange (1971)-Bağımsız sinemada olay yaratan bir başka filmi daha... Şiddet sahneleri ve insanları cinayet işlemeye özendirdiği için bir çok ülkede yasaklanmıştır ve hala yasaktır! Filmdeki tecavüz ve vahşet sahneleri amandır dikkat olunması gereklidir. Bu bakımdan büyüklerin (ülke, devlet, aile...) hoşuna gitmez. Böyle fel-fecir bir filmdir.

  • Barry lyndon (1975)

  • The Shining (1980)- En İyi Korku Filmi listelerinde ilk 3'ün olmazsa olmazı filmidir. Değişik görsel efektler kullanılmış ve bu filmde de Kubrick pimpirikliğinin üst noktalarında gezmiştir. Shalley Duwall'a bir sahneyi 127 kez tekrarlattığını hatırlatmak sanırım pimpirik Kubrick için daha derin bir fikir vermiş olur! Hatta daha da abartıp film gösterime girdiği halde tekrar montajlayıp bazı kısımları değiştiriyor adam yok şu olmamış şöyle olsun böyle olsun diye... Jack Nickholson da ayrı bir kraldır bu filmde.

  • Full metal jacket (1987)

  • Eyes wide shut (1999)- Tom Cruise ilen Nicole ablamıza "Kubrickle çalışmak ne menem bir şeymiş" tadında anyayı konyayı gösteren filmdir. Hemen hemen izlemeyen yoktur zannımca, sevişme sahnesi görürüz zihniyetiyle gidenleri saymazsak hakikaten baş yapıt niteliğindedir. Yine kılı kırk yarmıştır yine defalarca çekilmiştir bazı sahneler ve sanki son filmi olacağını biliyormuş gibi süper görüntüler sunmuştur. Tom ve Nicole gölgede kalmıştır, Kubrick baba yine kraldır.

Genel Kubrick Tarzı

  1. Görüyorsunuzki bu abimizin her filmi için uzun uzadıya destansı şeyler döktürülebilir. Her biri ayrı bir güzelliktir her biri cidden izlemeye değerdir. "Kubrick kendine has yorumuyla..." diye başlayan geyiklere gerek yoktur.Çünkü her filminde farklı bir tür farklı konular işlemeye çalışmıştır. Bir filminde korkarken diğer filminin de öyle olacağını beklemek salaklık olur misal, The Shining'i izledikten sonra Eye Wide Shut için ama hiç korkunç değildiiiiiiiii diye yırtınmayalım abimizin öyle stabil bir şekli yok yani.

  2. Filmlerinde müzikler, gizlenmiş küçük ayrıntılar, görüntü efektleri, kamera teknikleri dikkat çeker. Renkler konusunda özellikle özenlidir. Kırmızı ve kırmızının tonlarını hayranlık ölçüsünde ustalıkla kullanılır. Dekor konusunda da çok dikkatlidir. Koltuk dekorları, alalakasız kırmızı eşyalar, insanın gözünü alacak derecede etkileyici renkler sever. The Shining filmindeki kırmızı (?) tuvaleti hatırlayın aynı zamanda Eyes wide shut'taki kırmızı bilardo masası... Burjuva objelerden köşe bucak kaçan Kubrick özellikle klasik müzik konusunda çok zevklidir ve filmlerinde bol bol kullanır. Hatta filmin kurgusunu müziklerindeki tempoya oturtmaya çalıştığı duyulmuşturki, abartsaydın abi diyorum...

  3. Genellikle sade çalışır Kubrick yani diğer bağımsız yönetmenlerin aksine kesme tekniklerinden pek yararlanmaz. Seyirciyi bu tür kurgu teknikleriyle yormaya çalışmaz. Ancak kurgu yapmamakta bir bakıma tekniktir ki, Kubrick buna da karşıdır özellikle kurgu konusunda istediğini tutturuncaya kadar inatçıdır ve özenlidir. Gerekmedikçe kesme kullanmaz kurgunun akışını bozacağını düşünür.

  4. Daha önce de bahsettiğim gibi film çekimlerinde tüm kontrolü elde tutmaya çalışır herşeyle tek tek ilgilenir. Bu kadar titiz bir adamın şöyle bir güzelliği var, film için kararlaştırılan oyuncuları öyle iyi seçerimki film esnasında artık onların oyunculuğu hakkında laf etmek bizi bozar mantığında haddini bilir.(di) Bir çok filmi diyemeceğim her filmi çok konuşuldu, bazıları sansüre uğradı, yayınlanmadı, yasaklara uğradı. Ama Kubrick abimiz "Yapacaksan az yap ama adam gibi yap" diyerek ölmeden efsane olmuştur. Hollywood'dan nefret ettiği halde baş tacı olmuştur nerdeyse. Hemen hemen her filmi kült olmuştur, Kubrick ismi bir adamın soyadından çok sinema tarihinde bir ekol sayılır.

Görüyorsunuz yaz yaz bitmez Kubrick'i, kimdir nedir ne yapmıştır olayı nedir konuları hakkında fikir edindirebildiysek ne ala, pek memnun olurum.




| gamzeK | 23-Temmuz-2006 Pazar|





YORUMLARINIZ
-------------------------------------------------------------------------------


Ad Soyad
E-Mail
Yorum

-------------------------------------------------------------------------------
 
 

     | Ana Sayfa | Blog | Nedir Bu | Yönetmenler | Filmler | Kimdir bu |